Dil öğrenmek ve insanlar: arkadaşlık, empati ve yeni bir yuva
Dil öğrenmenin faydaları denince genelde kariyer, beyin ve seyahat konuşulur. Ama belki de en büyük fayda, en az konuşulanıdır: insanlar. Dil öğrenmek, yeni arkadaşlıkların, başka kültürleri anlamanın ve başka bir ülkede kendini evinde hissetmenin kapısını açar. Bu yazıda dil öğrenmenin insan ilişkilerine etkisini gerçek hayattan sahnelerle anlatıyoruz.
Dil öğrenmek yeni arkadaşlar edinmeyi nasıl kolaylaştırır?
Bir sahne düşün: İzmir'de bir dil değişim buluşmasındasın. Karşında Almanya'dan gelmiş bir öğrenci var. O Türkçe öğrenmeye çalışıyor, sen İngilizce. Yarım saat boyunca iki dili karıştırarak, el kol hareketleriyle, gülerek konuşuyorsunuz. Buluşmanın sonunda telefon numaraları alınıyor. Bir yıl sonra, Berlin'de onun kanepesinde kalıyorsun.
Bu tür hikâyeler çok yaygın. Çünkü ortak bir dil, ne kadar basit olursa olsun, iki insan arasındaki ilk köprüdür. Akıcı olmana gerek yok; bir sohbeti başlatabilmek ve sürdürmeye çalışmak çoğu zaman yeterlidir.
Bugün bunun için yurt dışına gitmek bile gerekmiyor. Çevrimiçi oyunlar, hobi toplulukları, uluslararası projeler... İngilizce bilmek, dünyanın dört bir yanından insanlarla aynı masaya oturmanı sağlar.
Başka bir kültürü gerçekten anlamak
Bir dili öğrenirken sadece kelime öğrenmezsin; o dili konuşan insanların dünyaya nasıl baktığını da öğrenirsin.
Örneğin İngilizcede bir arkadaşının evine giderken "kolay gelsin" ya da yemekten sonra "ellerine sağlık" diyecek bir kalıp bulamazsın. Bu, İngilizce konuşanların kaba olduğu anlamına gelmez; sadece teşekkürü ve takdiri başka şekillerde ifade ederler. Almanların Feierabend'i, İsveçlilerin fika'sı, İspanyolların sobremesa'sı da benzer şekilde o kültürlerin neye değer verdiğini anlatır. Bu kelimelerin hikâyelerini Avrupa'nın çevrilemeyen kelimeleri yazımızda topladık.
Deyimler de öyle. İngilizcede it's raining cats and dogs denir, biz "bardaktan boşanırcasına yağıyor" deriz. İkisi de aynı yağmuru anlatır ama bambaşka resimler çizer. Bunun gibi örnekleri kelime kelime çevrilemeyen İngilizce deyimler yazımızda bulabilirsin.
Empati: yabancı olmanın ne demek olduğunu hissetmek
Yabancı dilde konuşmak, insanı mütevazı yapar. Doğru kelimeyi ararken duraksamak, bir espriyi anlamamak, telefonla konuşurken zorlanmak... Bu deneyimler, Türkiye'de Türkçe öğrenmeye çalışan bir yabancının, bir göçmenin ya da Türkçeyi yeni öğrenen bir çocuğun neler hissettiğini anlamanı sağlar.
Bir dil öğrenmeye başladıktan sonra birçok kişi şunu fark eder: Türkçeyi aksanlı konuşan birine karşı daha sabırlı, daha anlayışlı olur. Çünkü o duyguyu artık kendisi de biliyor.
Çok dilli aileler ve çiftler
Farklı dilleri konuşan iki kişinin bir araya geldiği aileler giderek yaygınlaşıyor. Bir sahne daha: Hollandalı eşinin ailesiyle ilk akşam yemeği. Herkes nazikçe İngilizceye geçiyor ama masada sohbet bir anda Felemenkçeye kayıyor ve sen gülümseyerek tabağına bakıyorsun. Birkaç ay sonra, kayınvaliden bir şaka yapıyor ve sen anlıyorsun. O an, ailenin bir parçası olduğun an.
Çok dilli ailelerde çocuklar da birden fazla dille büyür. Gurbetteki Türk aileler bunu iyi bilir: Evde Türkçe, okulda Almanca ya da Felemenkçe. Ebeveynlerin her iki dili de biraz bilmesi, çocuklarının dünyasına dahil olmalarını kolaylaştırır. Büyükanne ve büyükbabaların torunlarının diğer dilinde birkaç cümle öğrenmesi bile bağı güçlendirir.
Taşındığın ülkede kendini evinde hissetmek
Başka bir ülkeye taşınan herkes bilir: İlk aylar heyecanlı ama yalnızdır. Market alışverişi, komşuyla selamlaşmak, bir randevu almak... Her şey biraz yorucudur.
Yerel dili öğrenmeye başladığında bu duygu yavaş yavaş değişir. Fırıncı seni tanımaya başlar. Komşunla havadan sudan konuşursun. Bir gün, bir mahalle etkinliğinde kendini sohbetin tam ortasında bulursun. Kendini evinde hissetmek, büyük ölçüde insanlarla bağ kurabilmekle ilgilidir ve bu bağın en güçlü aracı dildir. Almanya'ya taşınmayı düşünüyorsan Almanya'ya taşınıyorsan Almanca öğrenmek yazımızda ilk adımları anlattık.
Dil öğrenmek kendine güveni de etkiler
İnsan ilişkilerinin bir de iç tarafı var. Yabancı dilde ilk kez bir telefon görüşmesini sorunsuz tamamladığında, bir toplantıda söz alıp fikrini anlattığında ya da yeni tanıştığın birine kendi şehrini anlattığında, kendine olan güvenin de artar. Bu güven, Türkçe konuştuğun ortamlara da taşınır: Yeni insanlarla tanışmak, bir gruba katılmak ya da ilk adımı atmak daha kolay gelmeye başlar.
Sosyal yönü öğrenme sürecine katmak
Dil öğrenmek yalnız yapılan bir iş gibi görünebilir, ama öyle olmak zorunda değil:
- Bir dil değişim partneri bul. Sen ona Türkçe, o sana kendi dilini öğretsin.
- Bir arkadaşınla birlikte öğren. Birbirinizi motive edersiniz, birlikte pratik yaparsınız.
- Topluluklara katıl. Hobilerinle ilgili uluslararası gruplarda yer al.
- Küçük yarışmalar yap. Parlumi'de arkadaşlarınla 60 saniyelik düellolar yapabilir, haftalık sıralamada yarışabilirsin; bu küçük rekabet çoğu zaman düzenli çalışmanın en eğlenceli yanı olur.
Son söz
Bir dil, kelimeler ve kurallardan çok daha fazlasıdır. Yeni bir arkadaş, anlaşılan bir şaka, bir aile sofrasında paylaşılan kahkaha, yabancı bir şehirde "hoş geldin" diyen bir komşudur. Dil öğrenmeye başladığında, aslında yeni insanlarla tanışmaya başlıyorsun.