Türkçe
İndir
Kültür

Kelime kelime çevrilemeyen 15 İngilizce deyim ve Türkçe karşılıkları

Bir arkadaşın It's raining cats and dogs dediğinde gökyüzüne kedi köpek mi bakarsın? Deyimler her dilin tuzu biberidir, ama onları kelime kelime çevirmeye kalkarsan anlam tamamen kaybolur. Türkçede de "etekleri zil çalmak" ya da "pireyi deve yapmak" deyimlerini birebir İngilizceye çevirsen kimse anlamaz.

Bu yazıda günlük İngilizcede sık duyacağın 15 deyimi, gerçek anlamlarını ve Türkçedeki en yakın karşılıklarını bir araya getirdik. Bazılarının Türkçede şaşırtıcı derecede benzer karşılıkları var.

Hava, zaman ve sıklık

1. It's raining cats and dogs.

  • Kelimesi kelimesine: Kediler ve köpekler yağıyor.
  • Anlamı: Çok şiddetli yağmur yağıyor.
  • Türkçede: Bardaktan boşanırcasına yağıyor.
  • Take an umbrella, it's raining cats and dogs!

2. Once in a blue moon

  • Kelimesi kelimesine: Bir mavi ayda bir.
  • Anlamı: Çok nadiren.
  • Türkçede: Kırk yılda bir.
  • I only see my cousins once in a blue moon.

3. Under the weather

  • Kelimesi kelimesine: Havanın altında.
  • Anlamı: Biraz hasta, keyifsiz.
  • Türkçede: Biraz rahatsızım, keyifsizim.
  • I'm feeling a bit under the weather today.

Kolay ve zor işler

4. A piece of cake

  • Kelimesi kelimesine: Bir dilim pasta.
  • Anlamı: Çok kolay.
  • Türkçede: Çocuk oyuncağı.
  • The exam was a piece of cake.

5. Bite the bullet

  • Kelimesi kelimesine: Kurşunu ısırmak.
  • Anlamı: Kaçınılmaz, zor bir şeye katlanmak.
  • Türkçede: Dişini sıkmak.
  • I hate going to the dentist, but I'll just have to bite the bullet.

6. Call it a day

  • Kelimesi kelimesine: Ona bir gün demek.
  • Anlamı: O günlük işi bitirmek.
  • Türkçede: Bugünlük bu kadar.
  • It's getting late. Let's call it a day.

Para ve imkânsız şeyler

7. Cost an arm and a leg

  • Kelimesi kelimesine: Bir kola ve bir bacağa mal olmak.
  • Anlamı: Çok pahalı olmak.
  • Türkçede: Dünyanın parası. ya da Fiyatı el yakıyor.
  • That new phone costs an arm and a leg.

8. When pigs fly

  • Kelimesi kelimesine: Domuzlar uçtuğunda.
  • Anlamı: Asla, imkânsız.
  • Türkçede: Balık kavağa çıkınca.
  • He'll clean his room when pigs fly.

İletişim ve sohbet

9. Spill the beans

  • Kelimesi kelimesine: Fasulyeleri dökmek.
  • Anlamı: Bir sırrı ağzından kaçırmak.
  • Türkçede: Ağzından kaçırmak. İlginç bir benzerlik: Türkçede de bakla var, "baklayı ağzından çıkarmak". Ama bu deyim daha çok, uzun süre içinde tuttuğun bir şeyi sonunda söylemek anlamına gelir.
  • Come on, spill the beans! What did she say?

10. Beat around the bush

  • Kelimesi kelimesine: Çalının etrafına vurmak.
  • Anlamı: Asıl konuya gelmeden lafı dolandırmak.
  • Türkçede: Lafı dolandırmak ya da ağzında gevelemek.
  • Stop beating around the bush and tell me what happened.

11. Hit the nail on the head

  • Kelimesi kelimesine: Çiviyi tam başından vurmak.
  • Anlamı: Tam isabet bir şey söylemek.
  • Türkçede: Tam üstüne basmak ya da taşı gediğine koymak.
  • You hit the nail on the head. That's exactly the problem.

12. Speak of the devil

  • Kelimesi kelimesine: Şeytandan bahset.
  • Anlamı: Tam konuştuğumuz kişi geldi.
  • Türkçede: İti an, çomağı hazırla.
  • Speak of the devil, here's Mehmet!

13. Pull someone's leg

  • Kelimesi kelimesine: Birinin bacağını çekmek.
  • Anlamı: Biriyle şakalaşmak, ona işletmek.
  • Türkçede: Birine işletmek ya da dalga geçmek.
  • Relax, I'm just pulling your leg.

Sorumluluk ve şans

14. The ball is in your court.

  • Kelimesi kelimesine: Top senin sahanda.
  • Anlamı: Karar ya da sıradaki hamle sende.
  • Türkçede: Top sende. (Bu sefer neredeyse birebir!)
  • I've sent them my offer. Now the ball is in their court.

15. Break a leg!

  • Kelimesi kelimesine: Bir bacak kır!
  • Anlamı: Bol şans! (Özellikle sahneye çıkacak birine söylenir.)
  • Türkçede: Bol şans! ya da Başarılar!
  • You've got your audition tomorrow? Break a leg!

Dikkat: Türkçedeki "şeytanın bacağını kırmak" ifadesiyle karıştırma. O deyim, uzun süre ertelediğin bir şeyi sonunda yapmak anlamına gelir, şans dilemek değil.

Bonus: Türkçeyle neredeyse aynı olanlar

Bazı deyimler iki dilde de neredeyse aynıdır; bunları öğrenmek çok kolay:

  • Kill two birds with one stone → Bir taşla iki kuş vurmak.
  • The last straw → Bardağı taşıran son damla. (İngilizcede "son saman çöpü".)
  • Every cloud has a silver lining → Her işte bir hayır vardır.

Deyimleri nasıl öğrenirsin?

  • Bağlamla öğren. Bir deyimi tek başına ezberlemek yerine örnek cümleyle birlikte öğren. Dizilerde ve filmlerde duyduğunda not al.
  • Türkçe karşılığını bul. Yukarıdaki gibi bir Türkçe deyimle eşleştirmek, anlamı akılda tutmayı kolaylaştırır.
  • Az ama doğru kullan. Deyimleri her cümleye sıkıştırmak doğal durmaz. Önce anlamayı hedefle, sonra yerinde kullanmaya başla.
  • Resmi ortamda dikkatli ol. Piece of cake ya da pull someone's leg gibi deyimler günlük konuşmaya aittir; iş e-postalarında ölçülü kullan.

Parlumi'deki hikâye alıştırmalarında bu tür ifadelerle doğal bir bağlam içinde karşılaşırsın. Bir deyimi birkaç farklı cümlede gördükten sonra, bir gün kendini onu hiç düşünmeden kullanırken bulursun. İşte o an, İngilizcenin gerçekten "senin" olmaya başladığı andır.

← Tüm yazıları gör