Üçüncü dil öğrenmek neden ikinciden kolay? İngilizceden sonra ne?
İngilizceyi okulda, kursta, dizilerle yıllarca öğrenmeye çalıştın. Şimdi aklında ikinci bir yabancı dil var, yani üçüncü dilin: belki Almanca, belki İspanyolca. "İngilizce bu kadar zor olduysa, bir dil daha nasıl öğrenirim?" diye düşünüyor olabilirsin. İyi haber şu: Üçüncü dil öğrenmek, çoğu zaman ikinciden daha kolaydır. Bu yazıda nedenini, işe yarayan stratejileri ve İngilizceden sonra hangi dillerin mantıklı olabileceğini anlatıyoruz.
Üçüncü dil neden ikinciden kolay?
Dil öğrenmeyi öğrendin
İkinci dili öğrenirken aslında iki şeyi birden öğrenirsin: o dili ve dil öğrenmenin kendisini. Kelime nasıl ezberlenir, gramer kuralı nasıl çalışılır, bir dinlemede anlamadığın yerlerle nasıl başa çıkılır? Bunları İngilizceyle zaten deneyimledin. Üçüncü dilde bu bilgi seninle gelir.
Yeni kavramlara şaşırmazsın
Türkçe konuşan biri için İngilizcedeki artikeller (a, an, the), fiilin cümlenin ortasına gelmesi ya da I am going gibi yardımcı fiilli yapılar ilk başta tuhaftır. Almancaya başladığında artikeller yine karşına çıkar, ama artık "artikel diye bir şey var" fikrine alışıksın. Kavram yeni değildir, sadece biçimi farklıdır.
Diller arası aktarım
Dilbilimciler buna "aktarım" (transfer) der: Bildiğin dillerdeki bilgiyi yeni dile taşımak. Türkçe ve İngilizce biliyorsan, Almancayı iki farklı açıdan görebilirsin:
- İngilizceden gelenler: Kelimelerin önemli bir kısmı ortak kökenden gelir. Haus – house, Wasser – water, Buch – book, trinken – drink, kommen – come.
- Türkçeden gelenler: Almancada yan cümlelerde fiil sona gider: ..., weil ich müde bin. Bir Türk için bu, "çünkü yorgunum" gibi tanıdık bir yapı. Ayrıca Almancadaki ü, ö gibi sesler Türkçede de var; bu, birçok öğrencinin zorlandığı telaffuzu senin için kolaylaştırır.
Bu yüzden Almanca, Türkçe ve İngilizce bilen biri için şaşırtıcı derecede "tanıdık" gelebilir. Almancanın en çok zorlayan noktası olan artikeller ve hâlleri Almancada der, die, das ve hâller yazımızda Türkçe bilenler için anlattık.
Dikkat: aktarım her zaman olumlu değil
Bildiğin diller bazen seni yanıltabilir. Buna "olumsuz aktarım" denir:
- Yalancı eşdeğerler: Almancadaki Gift, İngilizcedeki gibi "hediye" değil, "zehir" demektir. Bekommen de İngilizcedeki become gibi "olmak" değil, "almak" anlamına gelir. Bu tuzakları Almanca yalancı eşdeğerler yazımızda topladık.
- Dillerin karışması: Almanca konuşurken aklına İngilizce kelime gelmesi çok normaldir. Özellikle ilk aylarda und yerine and dersin. Bu bir hata değil, beyninin "yabancı dil" çekmecesini düzenleme sürecidir.
- Telaffuz: İngilizce okuma alışkanlığıyla Almanca kelimeleri yanlış okuyabilirsin. Almancada kelimeler büyük ölçüde yazıldığı gibi okunur; bu açıdan Türkçeye daha yakındır.
İngilizceden sonra hangi dil?
Türkçe ve İngilizce bilen biri için bazı mantıklı kombinasyonlar:
| Üçüncü dil | Neden mantıklı? | Ne zorlayabilir? |
|---|---|---|
| Almanca | İngilizceyle ortak kelimeler, Türkçeye benzeyen fiil sırası, Almanya'da geniş iş ve eğitim imkânları | Artikeller ve hâller |
| Felemenkçe | İngilizce ile Almanca arasında bir köprü; kelime ve gramer İngilizceye çok yakın | Bazı sesler ve telaffuz |
| İspanyolca | Düzenli telaffuz, Latince kökenli kelimelerin İngilizcede de olması | Fiil çekimleri |
| İtalyanca | Okunuşu Türkçeye yakın ve düzenli | Fiil çekimleri, eril/dişil |
| İsveççe | İngilizceye yakın kelime yapısı, görece basit fiil çekimi | Vurgu ve tonlama |
Felemenkçenin İngilizce bilenler için neden kolay olduğunu İngilizce biliyorsan Felemenkçe yazımızda ayrıca anlattık.
Üçüncü dil için işe yarayan stratejiler
- İngilizceyi köprü olarak kullan. Almanca kelime öğrenirken İngilizce karşılığını da düşün: Freund – friend. Bağlantılar hatırlamayı kolaylaştırır.
- Farkları bilinçli olarak not et. "İngilizcede böyle ama Almancada şöyle" diye küçük bir liste tut. Karışıklıkları azaltır.
- Dilleri ayır. Mümkünse farklı dilleri farklı zamanlarda çalış. Sabah İngilizce podcast, akşam Almanca ders gibi.
- İngilizceyi bırakma. Yeni bir dile odaklanırken İngilizceni tamamen ihmal edersen geriler. Haftada birkaç kez İngilizce içerik izlemek ya da okumak yeterli olabilir.
- Kısa ama düzenli çalış. İki dili birden sürdürmek, her biri için uzun seanslar gerektirmez. Parlumi'deki gibi beş dakikalık dersler, her iki dili de günlük rutinine sığdırmanı kolaylaştırır.
Ne zaman başlamalı?
Sık sorulan bir soru: "İngilizcem B2 olmadan üçüncü dile başlamalı mıyım?" Kesin bir kural yok. Genel bir öneri, ikinci dilde en azından günlük konularda kendini rahat ifade edebildiğin bir seviyeye, kabaca B1'e ulaşmış olmandır. Böylece iki dil birbirine daha az karışır ve İngilizcen yeni dil için gerçekten bir köprü işlevi görür. Ama Almanya'ya taşınmak gibi acil bir hedefin varsa beklemene gerek yok; hedefin, seviyelerden daha önemlidir.
Son söz
Üçüncü dil, sıfırdan bir başlangıç değildir. Türkçen sana bir bakış açısı, İngilizcen bir köprü ve dil öğrenme deneyimin bir harita verir. Bu üçünü birlikte kullandığında, yeni dil sandığından çok daha hızlı şekil almaya başlar. İkinci dilde çektiğin zorluklar, üçüncüde yatırımın geri dönüşü olarak karşına çıkar.