Türkçe konuşanlar için en kolay yabancı dil hangisi?
"Hangi dili öğrenmek daha kolay?" sorusu, dil öğrenmeye karar veren herkesin aklına gelir. Türkçe konuşanlar için bu sorunun cevabı biraz farklıdır, çünkü Türkçe, Avrupa'da çok konuşulan dillerin hiçbiriyle akraba değildir. İngilizce, Almanca, İspanyolca, Fransızca... Hepsi Hint-Avrupa dil ailesindendir; Türkçe ise Türk dilleri ailesindendir.
Bu bir dezavantaj gibi görünebilir, ama tablo sandığından daha karışık ve daha umut verici. Bu yazıda dokuz Avrupa dilini (İngilizce, İspanyolca, Fransızca, İtalyanca, Portekizce, Katalanca, Almanca, Felemenkçe ve İsveççe) Türkçe konuşanların gözünden karşılaştırıyoruz.
"Kolay" ne demek?
Bir dili kolay ya da zor yapan birkaç farklı şey vardır:
- Telaffuz: Sesler sana tanıdık mı? Yazıldığı gibi mi okunuyor?
- Kelime: Tanıdık kelimeler var mı?
- Gramer: Cinsiyet, fiil çekimi, hâller ne kadar karmaşık?
- Maruz kalma: O dili ne kadar sık duyuyorsun?
Bir dil bir açıdan kolay, başka bir açıdan zor olabilir. Gelin tek tek bakalım.
Telaffuz: İspanyolca ve İtalyanca öne çıkıyor
Türkçe, yazıldığı gibi okunan bir dildir ve sesli harfleri net telaffuz edilir. Bu yüzden benzer özelliklere sahip diller Türkçe konuşanlara kolay gelir.
- İspanyolca ve İtalyanca büyük ölçüde yazıldığı gibi okunur. Temel sesli harfleri (a, e, i, o, u) Türkçedekilere çok yakındır. Bir kelimeyi gördüğünde nasıl okunacağını büyük oranda tahmin edebilirsin.
- Almanca, İsveççe ve Felemenkçe ise ö ve ü seslerini içerir. Birçok Avrupalı bu seslerle zorlanırken, sen onları zaten her gün kullanıyorsun.
- İngilizce ve Fransızca ise yazılış ile okunuş arasındaki farklar yüzünden telaffuz açısından daha zorludur. İngilizcede though, through, tough gibi kelimeler bunun en bilinen örneğidir.
Kelime: Fransızcanın sürpriz avantajı
Türkçe, özellikle 19. ve 20. yüzyılda Fransızcadan çok sayıda kelime aldı: asansör, kuaför, şoför, garson, kravat, bulvar, otobüs, pantolon, abajur. Bu yüzden Fransızca bir metne baktığında birçok tanıdık kelime görürsün.
Bu kelimelerin bir kısmı İtalyanca, İspanyolca ve Portekizcede de benzer biçimde bulunur, çünkü hepsi Latince kökenlidir. Yine de dikkatli ol: Tanıdık kelimeler bazen yalancı eşdeğerdir.
İngilizce kelimeleri de teknoloji, iş dünyası ve popüler kültür sayesinde günlük hayatımıza girdi: e-mail, meeting, deadline, online gibi kelimeleri Türkçe konuşurken bile kullanıyoruz. Bu da İngilizcede kelime öğrenmeyi kolaylaştırır.
Almanca, Felemenkçe ve İsveççe ise kelime açısından Türkçeye en uzak dillerdir. Yine de İngilizce biliyorsan bu dillerdeki pek çok kelimeyi tanırsın, çünkü üçü de İngilizce gibi German dillerindendir.
Gramer: herkesin kendi zorluğu var
Türkçe konuşanlar için gramerde iki büyük yabancılık vardır: dilbilgisel cinsiyet ve artikeller. Türkçede ikisi de yok.
- İngilizce: Cinsiyet yok, fiil çekimi çok basit (I work, you work, he works). Artikeller ve zamanlar (özellikle present perfect) zorlayabilir. Gramer olarak en sade seçenek.
- İspanyolca, İtalyanca, Portekizce, Katalanca: İki cinsiyet (eril ve dişil) ve zengin bir fiil çekimi var. Fiil çekimi başta göz korkutabilir, ama Türkçe konuşanlar fiilin sonuna kişi eki getirmeye alışkındır: konuşuyorum, konuşuyorsun. İspanyolcada da hablo, hablas der. Bu mantık sana tanıdık gelir.
- Fransızca: İki cinsiyet, karmaşık fiil çekimi ve okunmayan harfler. Kelime avantajı burada telaffuz ve yazım zorluğuyla dengelenir.
- Almanca: Üç cinsiyet ve dört hâl. Ama Türkçe zaten hâllere sahip bir dil olduğu için, hâller konusunda birçok Avrupalıdan avantajlısın. Ayrıca yan cümlelerde fiilin sona gitmesi Türkçe konuşanlara doğal gelir.
- Felemenkçe: Almancaya benzer kelime sırası, ama hâl ekleri yok ve sadece iki artikel (de, het) var. Almancadan daha hafif bir gramer.
- İsveççe: Fiiller kişiye göre çekimlenmez (jag är "ben ...-im", du är "sen ...-sin", han är "o ...-dır"; fiil hep är). Gramer görece sade; zorluk telaffuzda ve ezgide.
Maruz kalma: İngilizce rakipsiz
Bir dili kolaylaştıran en önemli şeylerden biri, onu ne kadar sık duyduğundur. İngilizceyi dizilerden, şarkılardan, oyunlardan ve internetten neredeyse her gün duyuyoruz. Ayrıca Türkiye'de çoğu kişi okulda yıllarca İngilizce görmüştür. Sıfırdan başladığını sansan bile aslında bir temelin vardır.
Bu açıdan İngilizce, Türkçe konuşanlar için pratikte en kolay başlanan dildir.
Peki sonuç ne?
Dürüst cevap: Türkçe konuşanlar için "çok kolay" bir Avrupa dili yok, ama her dilin seni kolaylaştıran bir yanı var.
| Dil | Kolaylaştıran | Zorlaştıran |
|---|---|---|
| İngilizce | Basit gramer, her yerde duyuluyor | Yazılış ve okunuş farkı, zamanlar |
| İspanyolca | Kolay telaffuz, düzenli yazım | Fiil çekimi, cinsiyet |
| İtalyanca | Kolay telaffuz | Fiil çekimi, cinsiyet |
| Portekizce | Tanıdık Latin kelimeleri | Genizden gelen sesler, çekimler |
| Katalanca | Latin kelimeleri | Daha az kaynak, çekimler |
| Fransızca | Türkçeye geçmiş kelimeler | Telaffuz ve yazım |
| Almanca | Hâller, ö ve ü, fiilin sona gitmesi | Üç cinsiyet, artikel tablosu |
| Felemenkçe | İngilizceye yakın kelimeler, ö ve ü sesleri | Gırtlaktan gelen g sesi |
| İsveççe | Fiil çekimi yok, ö ve ü sesleri | Telaffuz, ezgi |
Kısaca: Başlangıç kolaylığı istiyorsan İngilizce; telaffuzda hızlı ilerleme istiyorsan İspanyolca ya da İtalyanca öne çıkar. Almanca zor görünse de hâller konusunda sana avantaj sağlar.
Asıl belirleyici: motivasyon
Tüm bu karşılaştırmalardan daha önemli bir şey var: O dili neden öğrenmek istediğin. Almanya'ya taşınmayı planlıyorsan, "daha kolay" diye İspanyolca öğrenmenin anlamı yok. İtalyan sinemasına hayransan, İtalyanca seni her gün çalışmaya daha kolay motive eder.
Parlumi'de bu dokuz dilin hepsini Türkçe açıklamalarla öğrenebiliyorsun. Hangisini seçersen seç, en kolay dil, her gün birkaç dakika da olsa çalışmaktan keyif aldığın dildir.